ARAYU ARAYU Arayu arayu bulsam izini İzinin tozuna sürsem yüzüm Hak nasip eylese görsem yüzünü Ya Muhammed canım arzular seni Bir mübarek sefer olsada gitsem Kabe yollarında kumlara bassam Hak nasip eylese yüzünü görsem Can Muhammed canım arzular seni MEVLANA GİBİ Mesneviden ders aldım Oldum Mevlana gibi Uçsuz ummana daldım Yüzdüm Mevlana gibi Sağ elimi kaldırdım Sol elimi daldırdım Dilim kalbe indirdim Döndüm Mevlana gibi Yüceldim döne döne Umudum hep o güne Giderken o düğüne Gülsem Mevlan gibi Sağ elimi kaldırdım Sol elimi daldırdım Dilim kalbe indirdim Döndüm Mevlana gibi Hayranı der aşk versin Şems gibi yoldaş versin Canlar kemale ersin Ersem Mevlana gibi Sağ elimi kaldırdım Sol elimi daldırdım Dilim kalbe indirdim Döndüm Mevlana gibi RABBİM ALLAH DİYECEĞİM İnse başıma bin yumruk Rabbim Allah diyeceğim. Aksa kanım oluk oluk Rabbim Allah diyeceğim. Yusuf gibi düşsem suya Atsalar beni kuyuya Nice şeref duya duya Rabbim Allah diyeceğim. Sürseler yaban eline Atsalar zindan evine Haykırıp zindan evine Rabbim Allah diyeceğim. Elekten süzseler beni Taş ile ezseler beni Haykırıp gönülden yine Rabbim Allah diyeceğim. Ecelden gelip öleceğim Ben kabre gireceğim Melekler sual sorunca Rabbim Allah diyeceğim. Baş koymuşum ben bu yola Ölüm bana düğün ola Hem başında hem sonunda Rabbim Allah diyeceğim. YAN YÜREĞİM YAN Yan yüreğim yan Gör ki neler var Bu halk içinde Bize gülen var Koy gülen gülsün Hak bizi bilsin Gafiller bilsin Hakkı seven var Bu yol uzundur Menzili çoktur Geçidi yoktur Derin sular var Her kim merdane Gelsin meydane Kıyamaz cane Kimde hüner var Yunus sen burda Meydan isteme Meydanlar içinde canım Merdaneler var. LA İLAHE İLLALLAH Bir avuçtuk biz, göklere sığmayan Bir avuçtuk biz, cennete susayan. Düşmez dilimizden Sökülmez kalbimizden En kutlu sözdür bu: La ilahe illallah. Yâr oldun gönlüme, sevgi ektin içime Tevhid binasında gönlüm gönlün üstüne. Düşmez dilimizden Sökülmez kalbimizden En kutlu sözdür bu La ilahe illallah. Alnımızın aklığı, kafire kabus olur Mazlumun canı yansa, ahı bize dokunur. Düşmez dilimizden Sökülmez kalbimizden En kutlu sözdür bu La ilahe illallah. GÖÇTÜ KERVAN Nice bir uyursun, uyanmaz mısın? Göçtü kervan, kaldık dağlar başında. Çağrışır tellâllar, inanmaz mısın? Göçtü kervan, kaldık dağlar başında. Yunus sen bu dünyaya niye geldin Gece gündüz Hakk'ı zikretsin dilin Evliyâya uğramaz ise yolun Göçtü kervan, kaldık dağlar başında. BİZLERİ DE MAHRUM EYLEME ALLAH Durmaz yanar vücudum Allah Bizleri de mahrum eyleme Allah Sensin benim maksudum Allah Bizleri de mahrum eyleme Allah Gül bülbülün ormanı Allah Ver derdime dermanı Allah Şükür erdik bugüne Allah Bizleri de mahrum eyleme Allah Halas eyle narından Allah Ayırma didarından Allah Cennette cemalinden Allah Bizleri de mahrum eyleme Allah Kandiller yana yana Allah Dervişler döne döne Allah Son nefeste imanından Allah Bizleri de mahrum eyleme Allah. HAK YARAB Canı gönülden seversen Yalvar kul Allah'a yalvar Maksuda ermek istersen Yalvar kul Allah'a yalvar Hak Yarab yalvar Kul Allah'a yalvar Geceler uykudan uyan Gizli sırlar olsun ayan Mahrum olmaz Allah diyen Yalvar kul Allah'a yalvar Hak Yarab yalvar Kul Allah'a yalvar Tanı gafil kendini tanı Niçin yarattı Hak seni Azrail'e tatlı canı Verdiğin gün inanırsın Hak Yarab yalvar Kul Allah'a yalvar. BİR GÜNEŞ DOĞUYOR Zalimler zulmüne, kafirler küfrüne İnat edip devâm etse Allah nurun tamamlar, çünkü bir vaadi var Kafirler istemese bile. Bir güneş doğuyor, bir güneş Cezayir'de Bir güneş doğuyor, bir güneş Filistin'de Bir güneş doğuyor, bir güneş Türkiye'de Bir güneş doğuyor, bir güneş ülkemde. Mekkede başladı bu diriliş muştusu Bugün de devam eder Allah erleri canlarını seve seve Rahman'a teslim eder Bir güneş doğuyor, bir güneş Cezayir'de Bir güneş doğuyor, bir güneş Filistin'de Bir güneş doğuyor, bir güneş Türkiye'de Bir güneş doğuyor, bir güneş ülkemde. Onun için yaşamak güç veriyor bize Ve yolunda şehit vermek Meleklerle konuşup semaya yükselmek Ne güzel Resul'ü görmek. Bir güneş doğuyor, bir güneş Cezayir'de Bir güneş doğuyor, bir güneş Filistin'de Bir güneş doğuyor, bir güneş Türkiye'de Bir güneş doğuyor, bir güneş ülkemde. EBEDA Yarab haberin nereden alalım Bir kamil mürşide varalım Hakkın yoluna kurban olalım Bir anda sabah olmaz ebeda Gözüme uyku girmez ebeda Gönlüm teselli bulmaz ebeda Gönül kuşunu eyleyemedim Dünyaya mesken bağlayamadım Yandı yüreğim ağlayamadım Bir anda sabah olmaz ebeda Gözüme uyku girmez ebeda Gönlüm teselli bulmaz ebeda Tazedir solmaz Hakkın gülleri Mestane gezer saadet kulları Gayet incedir Hakkın yolları Bir anda sabah olmaz ebeda Gözüme uyku girmez ebeda Gönlüm teselli bulmaz ebeda Yarabberrahim Ey lütfü Kerim Yoluna kurban canım var benim Yarab sen varken kime gideyim Bir anda sabah olmaz ebeda Gözüme uyku girmez ebeda Gönlüm teselli bulmaz ebeda AŞKIN İLE AŞIKLAR Aşkın ile aşıklar Yansın yâ Resullallah. İçip aşkın şarâbın Kansın yâ Resullallah. Şol seni seven kişi Verir yoluna başı İki cihan güneşi Sensin yâ Resullallah. Aşık Yunus'un canı Hilm-ü şefaat kanı Alemlerin sultanı Sensin yâ Resullallah. SEHER VAKTİ BÜLBÜLLER Seher vakti bülbüller Nede güzel öterler Açınca tüm çiçekler Birlikte zikrederler Aman Allah illallah Dertlere derman Allah Gönüle şifa veren Lailahe illallah Akşam olur giderler Boyun büker çiçekler Kim bilir ne söylerler Feryad eder bülbüller Aman Allah illallah Dertlere derman Allah Gönüle şifa veren Lailahe illallah Onlarda bütün dertler Yine de şükrederler Salat selam söylerler Beytullaha giderler Aman Allah illallah Dertlere derman Allah Gönüle şifa veren Lailahe illallah KABE YOLLARINDA Başım açık yalın ayak Düştüm Kabe yollarına. Günahıma ağlayarak Düştüm Kabe yollarına. Dost ahbapla vedalaşıp Nice sarp dağları aşıp Halilullaha ulaşıp Düştüm Kabe yollarına. Musul, Bağdat ve Kerbela Nurlar yağar her gün hâlâ Hoştur deyip kaza bela Düştüm Kabe yollarına. Bazen açık bazen susuz Bazen yorgun, hem susuz Sabır isteyerek sonsuz Düştüm Kabe yollarına. Beytullahı görem diye Taşına yüz sürem diye Yoluna can verem diye Düştüm Kabe yollarına. HAK YOL İSLAM Kör dünyanın göz bebeğine Hak yol islam yazacağız Kuşların göz bebeğine Hak yol islam yazacağız Yola, ağaca, pınara Esen yele, yağan kara Yağmur yüklü bulutlara Hak yol islam yazacağız Koç burcuna, yay burcuna Bebeklerin avucuna Minarelerin ucuna Hak yol islam yazacağız Her kapının eşiğine Her sofranın kaşığına Yıldıza, aya, güneşe Hak yol islam yazacağız Her kapının eşiğine Her sofranın kaşığına Mağraların eşiğine Hak yol islam yazacağız Herkes duyacak bilecek Saklanmaz artık bu gerçek Yaprak yaprak, çiçek çiçek Hak yol islam yazacağız ŞEHİT TAHTINDA Şehit tahtında Rabbe gülümser Ah binler ce canım olsaydı der Şehit tahtında Rabbe gülümser Canım bedeli bir sofradan yer Ümitsiz olmaz ümitsiz olmaz Sevdasız olmaz sevdasız olmaz Dağları oyup zindan etseler Allah nurunu söndüremezler Dağları oyup zindan etseler Davamın önüne geçemezler Yarasız olmaz Çilesiz olmaz Şehitsiz olmaz Kurbansız olmaz Şehit tahtında Rabbe gülümser Ah binler ce canım olsaydı der Şehit tahtında Rabbe gülümser Canım bedeli bir sofradan yer Karanlık ölür zülümat ölür Gözler önünde ve Ölüm ölür Anladım artık Uhud ve Bedir Ve Ümit sevda Şehadet nedir Soludum Kanri Mahşer anını Ümidi Şehidi ve Sevdayı Şehit tahtında Rabbe gülümser Ah binler ce canım olsaydı der Şehit tahtında Rabbe gülümser Canım bedeli bir sofradan ye Bilmem nideyim, Allah Allah Aşkın elinden, hay hay Kande gideyim, aşkın elinden. Sallallahu alâ Muhammed Sallallahu aleyke Ahmed Meskenim dağlar, Allah Allah Gözyaşı çağlar, hay hay Durmaz kan ağlar, aşkın-elinden. Sallallahu alâ Muhammed Sallallahu aleyke Ahmed Varım vereyim, Allah Allah Kadre ereyim, hay hay Üryan olayım, aşkın elinden. Sallallahu alâ Muhammed Sallallahu aleyke Ahmed. Yunus'un sözü, Allah Allah Kül olmuş özü, hay hay Kan ağlar gözü, aşkın elinden. Sallallahu alâ Muhammed Sallallahu aleyke Ahmed. ......AMAN ÇEŞME...... Aman çeşme canım çeşme Sen Ahmedi görmedin mi? Biraz önce abdest aldı Şu karşiki camiye sor Aman cami canım cami Can Ahmadi görmedin mi? Biraz namaz kıldı Şu karşiki çarşıya sor Aman çarşı canım çarşı Nur Ahmedi görmedin mi? Biraz önce kefen aldı Şu karşiki kabire sor Aman kabir canım kabir Muhammedi görmedin mi? Şimdiye dek sizin idi, Şimdi ise bizim oldu Allah-u Allah (Hicaz) Ömrün bitirmiş viranemiyem Aklın yitirmiş divanemiyem Allahu Allah Allahu Allah Allahu Allah Allahu Allah Kanat vururum, döner dururum Yanar kurururm, pervanemiyem Allahu Allah Allahu Allah Allahu Allah Allahu Allah Yaşlı gözlerim, tutmaz dizlerim Yolun izlerim, mestanemiyem Allahu Allah Allahu Allah Allahu Allah Allahu Allah Aşkî can feda, olsa ne fayda Aşk oku yayda, kemanemiyem Allahu Allah Allahu Allah Allahu Allah Allahu Allah Biz Bu Gülistanın Bülbülleriyiz (Hüseyni) Biz Bu Gülistanın Bülbülleriyiz Bahçe-i Rindanın sünbülleriyiz Biz secde ederiz Cemal-i yare Vuslata olamaz başka bir çare Biz gayret ile maksuda ereriz Fırsat bulup gülistana gireriz Biz münkiri müminlerden seçeriz Mal-u canı terkeyleyip geçeriz Biz el elel verip Hakka gidelim Gelin gönülleri tavaf edelim CÜRMÜM İLE GELDİM SANA Ey rahmeti bol padişah Cürmüm ile geldim sana Ben eyledim hadsiz günah Cürmüm ile geldim sana Süphanallah sultanallah Tüm dertlere derman allah Beneyledim hadsiz günah Cürmüm ile geldim sana Kalpten tecavüz eyledin Derya yüzem mi boyladın Malum sana benneyledim Cürmüm ile geldim sana Hiç sana kulluk etmedim Ğazızıra la gitmedim Hem buyruğunu tutmadım cürmüm ile geldim sana Süphanallah sultanallah Tüm dertlere derman allah Beneyledim hadsiz günah Cürmüm ile geldim sana Zemmim ile doldu cihan Sana ayar zahir nihan Ey lutfum ol kahrı güzel Cürmüm ile geldim sana Çağırayım Mevlam Seni (Hicaz) Dağlar ile taşlar ile Çağırayım Mevlam seni Seherlerde Kuşlar ile Çağırayım Mevlam seni Gökyüzünde İsa ile Tur dağında Musa ile Elindeki asa ile Çağırayım Mevlam seni Derdi aşkın Eyyub ile Gözü yaşlı Yakub ile Ol Muhammed Mahbub ile Çağırayım Mevlam seni Yunus okur diller ile Hakkı seven kullar ile Ol Fahri bilenler ile Çağırayım Mevlam seni Güllere Vurgunum Güllere vurgunum güllere sevdalı, Bana güller derin kırmızı güller verin Kan rengi hüzünlü şehit edalı, Bana güller derin kırmızı güller verin Güller ağlar bana bu derdi güller anlar Bana güllerimi güllerimi verin Gül yüzlü şehadet gülleri derin, Gül kokulu yâre, yâre gönderin Ölsem ölsem yine dirilsem derim, Bana güller derin kırmızı güller verin Güller ağlar bana bu derdi güller anlar Bana güllerimi güllerimi verin Gün olur yaprağı düşer güllerin, Bu can ten evinden çıkar giderim Sevdam güle döner ben de gülerim, Bana güller derin kırmızı güller verin Güller ağlar bana bu derdi güller anlar Bana güllerimi güllerimi verin Seher Vakti Bülbüller Seher vakti bülbüller Nede güzel öterler Açınca tüm çiçekler Birlikte zikrederler AmanAllah illallah Dertlere derman Allah Gönüle şifa veren Lailahe illallah Akşam olur giderler Boyun büker çiçekler Kimbilir ne söylerler Feryat eder bülbüller Onlar da bütün dertler Yine de şükrederler Selat selam söylerler Beytullaha giderler Sen Allah’ı seversen Allah seni sevmez mi Emrince hizmet etsen Hakk ecrini vermez mi? Sen rıza kapısında Aman Allah’ım dersen O alemler sultanı Lebbeyk kulum demez mi? Aşık Derviş ne söyler Söyler de kimler dinler Bu yollar Hakk’a gider Gidenler rahat eder. Aman Allah illallah Dertlere derman Allah Gönüle şifa veren Lailahe illallah. Sevdim Seni Sevdim seni mabuduma canan diye sevdim Bir ben değil alem sana hayran diye sevdim Evlad-ı iyalden geçerek ben ravzana geldim ahlakını meth etmede Kur'an diye sevdim Kurbanın olam Şa-ı Rusül kovma kapından Didarına müştak olan yezdan diye sevdim. Mahşerde nebiler bile senden medet ister Gül yüzlü melekler sana hayran diye sevdim. Şol Cennetin Irmakları (Segah) Şol cennetin ırmakları Akar Allah deyu deyu Çıkmış İslam bülbülleri Öter Allah deyu deyu Salınır tuba dalları Kur'an okur hem dilleri Cennet bağının gülleri Kokar Allah deyu deyu Ol Allah'ın melekleri Daim tesbihte dilleri Cennet bağı çiçekleri Kokar Allah deyu deyu Aydan aydındır yüzleri Şekerden tatlı sözleri Cennette huri kızları Gezer Allah deyu deyu Kimler yeyip kimler içer Hep melekler rahmet saçar İdris nebi hulle biçer Subhan Allah deyu deyu Yunus Emre var yarına Koma bu günü yarına Yarın Allah divanına Varam Allah deyu deyu Veysel Karani (Uşşak) Hakkın Habibinin sevgili dostu Yemen illerinde Veysel Karani Söylemez yalanı,yemez haramı Yemen ilerinde Veysel Karani Seherde kalkuben yola giderdi Hakkın binbir ismin zikir ederdi Allah Allah deyu deve güderdi Yemen ilerinde Veysel Karani Elinde asası hurma dalından Eğninde hırkası deve yününden Asla hata gelmez onun dilinden Yemen ilerinde Veysel Karani Aşık Yunus ey dür ben de varaydım Ol mübarek hub cemalin göreydim Ayağın tozuna yüzler süreydim Yemen ilerinde Veysel Karani Abdest Aldığın Zaman Dökülür bedede cümle günahlar Namaz işin abdest aldığın zaman İki melek iki yanında durur Sabah namazım kıldığın zaman Dahi namazım terketme sakın İsterisen ola imanın bütün Hak kulum der sana Rasül ümetim Öğle namazım kaldığın zaman Gökten yere iner bütün melekler Meleklere müştak olur felekler Kabul olur anda bütün dilekler İkindi namazın kıldığın zaman Cennet bahçesin! Hak kendi bezer Şad olur müminler içinde gezer Kiramen Katibin sevabın yazar Akşam namazım kıldığın zaman Bu namazdır müminlerin burağı Hak teala yakın eder ırağı Cenneti ala olur anın durağı Yatsı namazım kıldığın zaman Ecel yastığına koyunca başın Dökülür gözünden kan ile yaşın İman Kur’an olur senin yoldaşın Azraile canın verdiğin zaman Aman Afveyle Allahim Gİzlİ GÜnahlarim Çoktur,huzurunda YÜzÜm Yoktur İlahİ Rahmetİn Çoktur Aman Afveyle Allahim Rahmetİne Ümİt Varim Aman Afveyle Allahim Rahmetİne Ümİdİm Var Aman Afveyle Allahim GÜnahim Çok YÜzÜm Kara Aman Afveyle Allahim Onun İÇİn YÜreĞİm Yare Aman Afveyle Allahim GÜnahimi Bİlen Sensİn Feryadimi Duyan Sensİn Ümİdİm Var Afv Edersİn Aman Afveyle Allahim SEN YOKTUN Sen yoktun... Hz Âdem’deydi nurun Önce cenneti, Sonra yeryüzünü şereflendirdin. Âdem nuruna affedildi Arafat bu affa şâhitti Sen yoktun Nuh’un gemisindeydi Nurun... Dalgalar yeryüzünü boğarken Taprağın bağrındaki su Gökyüzüyle buluşurken Ve bu bir ilahi azap derken, Allah nurunu taşıdı binbir sebeple Tûfan, nurunu selamladı edeple... Sen yoktun... Hz.İsmail’in alnındaydı Nurun İbrahimî bir dua yükseldi kimsesiz çöllerden “Rabbimiz” dedi, “Onlara kendi içlerinden Senin ayetlerini okuyacak Kitap ve hikmeti öğretecek onlara, Onları temizleyecek bir elçi gönder, Amin dedi on sekiz bin âlem Nurunla aydınlanan minicik ellerini semaya kaldırarak Amin dedi İsmail. Hira Nur dağı amin diyerek ayağa kalktı Medine’den adı Uhud olan bir amin yankılandı sevr dağında. Sen yoktun... Hz.İsa “Ahmed” diye muştuladı seni Alemlerin efendisi diye sana seslendi. Artık ben sizinle çok söyleşmem, dedi havarilerine.. Çünkü bu âlemin reisi geliyor... Bekleyin Ahmed geliyor. Kainata rahmet geliyor. Havarilerin yüzünü okşayan, Ölüleri dirilten bir nefes oldun Ama sen yoktun... Sen yoktun Sultânım, Hz. Abdullah’ın alnındaydı Nurun Başı eğik gezerdi mazlum Kuteyle göklerden seni sorardı Varaka seni arardı semada Anneler kız çocuklarını hep ağlayarak sevdiler. Ağlayarak süslediler ölüme... Ağlayarak hadi dayına gidiyorsun dediler. Sen yokken, Canlı canlı toprağa gömülmenin adıydı dayıya gitmek. Anne yüreğinin çıldırtan ç****izliğiydi. Ve yavrusunun ölüme gidişini seyretmesiydi... En son çocuk atılırken çukura Annesinin suretinde bir melek tuttu onu Ve tebessüm ederek hira nur dağını gösterdi. Melekler süslüyordu hirâyı. Efendisine hazırlanıyordu cebel-i nur, Efendisine hazırlanıyordu mekke. Âlem Efendisine hazırlanıyordu Kainatın gözü Hz. Aminedeydi. Toprak yalvarıyordu rabbine, Allahım gönder artık diyordu. Gel diye ağlıyordu mazlumlar, gözleri semada Ve bir gelişin vardı ya rasulallah, Bir inişin vardı yer yüzüne... Önünde cebrail! Ardında yalın kılıç melekler! Bir inişin vardı yer yüzüne... Yetimler en huzurlu geceyi geçirdi belki de Öksüzler annelerine sarıldı doya doya. Sonra bir sessizlik kapladı seher vaktini. Herşey sus pus olmuştu. Hadi diyordu yıldızlar, Hadi diyordu ay! Kainat bir isim duymak istiyordu. Ve bir ses yükseldi Âmine’nin evinden; Muhammed! Karanlıklar aydınlığa bıraktı yerini. Muhammed! Melekler öptü o nurdan ellerini. Muhammed! Seni yaratan Allah’a kurbânız ey dürri yekta! Sana o adı veren rahmana kurbanız Artık sen vardın Susuz topraklara rahmet indi seninle Annenden sonra anne halime sevindi seninle Yağmura mı ihtiyaç var? Kaldır şehadet parmağını, Yağmurları salsın Allah. Sonra tut ağacın yaprağını, Köklerini çıkarttırıp yanında yürütsün Allah. Yeterki sen iste, Sen iste yarasulallah Deki ben kimim? Dağlar, taşlar dile gelsin, Dilsiz çocuklar ellerinden tutup, Ente Rasulullah desin. Sen vardın Bedir kârdı, Uhut dardı Hendek yârdı. Yiğitlerin vardı. Ölmek için yarışan yiğitler... Hele bir enesin vardı senin. Enes bin malik... Uhut’ta öldüğünü duyunca arkadaşlarına, Niye burada oturuyorsunuz diye sormuştu. Onlar da “Allah’ın Rasulü öldürülmüş deyince Enes kükremiş: “ Peki o öldükten sonra yaşayıp da ne yapacaksınız? Kalkın ve O’nun gibi ölün! Demişti. Ve savaşın en yoğun olduğu yerde şehit düşmüştü. Hem de ne şehit ey nebi! Vücudu yaralardan tanınmaz haldeydi. Kızkardeşi ancak parmaklarından tanıdı onu... Musab Bin Umeyr’in vardı senin. Uhut’ta sancağını taşıyan. Öyle bir aşkla sana bağlıydı ki Allah o gün melekleri Musab’ın suretinde indirdi. Ebu hureyren vardı... Acıkınca mescidin önünde durur sana bakardı. Sen anlardın, Ya Ebâhir gel! Derdin. Ve sen gittin... Bir gidişle gittin Ardında hüznün kaldı. Hasretin kaldı göklerde. Bilal ezan okuyamaz oldu Ne zaman teşebbüs etse Muhammed rasulullah demeye Dizleri üstüne çöker, kendinden geçerdi. Sonra günler ay, Aylar yıl oldu. Ve asırlar oldu Sensizliğe açtık gözlerimizi. Ama sen bırakmazsın bizi. Sen varsın ey şehitlerin sultanı Sen varsın! Bir şehit bile ölmezken Sana nasıl yok deriz. Ebutalip şama giderken devesinin önüne geçip Beni burda kime bırakıp gidiyorsun demiştin. Ne anam var ne babam... Ebutalip bırakmamıştı bu yüzden . Sensizliğin ızdırabıyla inleyen ümmetini kime bırakıp gidiyorsun Ya Rasûlallah! Bırakma bizi ki; Allah; Sen onların içindeyken onlara azab edecek değiliz buyuruyor. Bırakma bizi! Hayatı seninle öğretti Rahman. Kulluğu seninle tanıdık. Duayı senden öğrendik sevgili! Hz Ömer umre için senden izin isteyince, “Kardeşcik” dedin ona, Kardeşcik, duanda bana da yer ayırır mısın? Bizler Ömer değiliz ama Bütün dualarımız senin için Ey Rabbimiz! Rasulünü anışımızdan haberdar et! O’na binler salat, binler selam! Habibine Makam-ı Mahmut’u ver O’na vesileyi lutfet. O’nu refik-i Âlâya yükselt Bizi de affet O’nun hatrına affet Zatının hatrına Affet. MİRAÇ Kapatın gözlerinizi Ve karanlığı seyredin. İşte böyle bir gece. Mekke’de bir gece Yorgunluk havada Gariplik suda Simsiyah bir sessizlik Uyku bile uykuda. Kâbe’nin hatîm kısmında Yanı üzre yatan biri var Yıl hüzün yılı Ebu Talib yok Yıl hüzün yılı Vefakâr eş Haticetül kübrâ yok. Kâbe’nin hatîm kısmında Yanı üzre yatan biri var Teselli arayan kalp Hüzünle çarpan kalp O’nun kalbi. Ve ayak sesleri Yıldızlar ışıldıyor. Bu ayak sesleri göklerden Yol veriyor yıldızlar. Semâdan inenler var. İzin verseydi Allah Kâinat inerdi yere Çünkü kâbe’nin hatîm kısmında yatan Sultân-ı levlâk’tır. Habîb-i zîşândır o Nur-u hüda’dır. Merhamet ufkunun nazlı güneşi Kainatın biricik çiçeğidir o. İzin verseydi allah Âlemler inerdi yere Oysa emir yalnız cebrail’e Ve yalnız cebrail iner yere Kalk ya rasulallah Semada melekler seni bekler Taif’te taşlanan yüzüne hasret Alaya alınan sözüne hasret Seni bekler melekler. Yer yüzünde vefa yok mu? Seni teselli edecek birini mi arıyor kalbin. Sevdiklerin bir bir uçuyor mu elinden? Davetini hafife mı aldılar? Üzülme ve aç gözlerini Öteler bekliyor seni Bu gece kainat adını anacak, Aç gözlerini ki alemler nazarına kanacak. Burak, senin için uçacak. Aç gözlerini ya habiballah Bu gecenin adına isra diyecek allah. Ey yedi kat sema aç kapılarını, Ve haber ver hasretle bekleyen peygamberlere Deki hazreti Adem’e; Cennetin kapısına adı yazılan İsminin hatrına af istediğin Salih oğul geliyor. Söyle İsa’ya: Kuytu köşelerde Havarilerinle Allah’a sığınırken, Bir adım ötedeymiş gibi kokusunu aldığın Ve insanlığa gelişini müjdelediğin Ahmet geliyor. Yusuf’a, İdris’e, Harun’a söyle Musa’ya deki: Vasıflarına hayran olup da Ümmetinden olmak istediğin Salih kardeş geliyor. Müjde ver İbrahim Peygamber’e: Dua dua yalvarıp Gelmesini istediğin oğul geliyor Aç kapılarını ey yedi kat sema Bu gelen Muhammed Mustafa Cebrail yol gösterir Ve yürür sultanlar sultanı Bu nasıl bir yürüyüştür. Bu nasıl bir eda? İnci inci ter mübarek alınlarında Baştan ayağa edep var Attığı her adımda. Sultanım, Cennetler gösterilirken o gece Ümmetini hayal ettin mi cennette? Cehennemin alevleri selamlarken seni, Gözyaşlarını gördü mü Cebrail? Ümmetim dedin mi? Sen unutmazsın bizi bunda kuşku yok Tahiyyat duası haber verdi bize Sen bizi hiçbir yerde Hiçbir zaman unutmadın İnşallah biz de seni unutanlardan olmayız. Allah seni unutturmasın bize. Bir söz sultanının dediği gibi Eğer günahlarımızdan dolayı girersek cehenneme Ve Allah biran olsun açarsa ufkumuzu Talaal bedru aleyna diyeceğiz. Miraç gecesi Yürüdü rasulullah Cebrail önde Bir gece yürüyüşüyle Yürüdüler… Yükseldiler. Yükseldikçe yükseldiler. Cebrail durdu birden, Ya rasulallah, benimle buraya kadar. Efendimiz niçin diye sordu Burası sidre-i münteha’dır Bir adım daha atarsam, yanarım, kavrulurum. Allah rasulu, sordular: Nasıl gidilir sidre-i münteha’da? Cibril-i emin cevap verdi: Aşkla! Aşkla gidilir ya rasulallah Aşkla gidilir ya habiballah Aşkla gidilir ya nebiyyallah Yürü sultanım yol senindir! Aşk vadisinde mühür senin. Söz senindir hal senindir. Muhabbetin adı sensin. Varlıkların tadı sensin Yürü ve selamını ilet Gözü yaşlı ümmetinin Sensiz bunca yetimin İlet selamını Ahir zamanın ahını Yüceler yücesine ilet Sultanım Sen dönerken miraçtan İlahi hediyelerle Bizim için miraç olan Beş vakit namazla, Bakara suresinin son iki ayetiyle Ve şirke düşmeyenin affedilebileceği müjdesiyle Dönerken sen miraçtan Biz ahir zamandan Ebu Bekir edasıyla bakıyoruz sana “O söylediyse doğrudur” Rasulullah söylediyse doğrudur. Ve bir ayetin sıcaklğı sarıyor Kainatin kalbini: Her türlü noksanlıktan münezzeh olan allah Kulunu geceleyin mescid-i haram’dan alıp, Kendisine bir takım ayetler gösterelim diye Etrafını mübarek kıldığımız Mescid-i aksa’ya götürdü. Çünkü, işiten ve bilen odur. Şimdi açın gözlerinizi Ve mîrâc’a hazırlanın :: Uhud::.. Günlerden cuma... Uhut'a gelenler var. Medine yolu toz duman... Uhut'a gelenler var. Bir dağılsa da şu hava, Görsek Medine-i Münevvere'den Uhut'a gelenleri. Bir görsek Allah Rasulü'nü Ve eroğlu erleri... Bakın göründüler işte; Atının üzerinde evrenin efendisi! Cihanın gözbebeği! Uhut'un sevgilisi! Sağında ve solunda ashab-ı güzin Önündeyse iki üveyk yürüyor; Biri Sad bin Muaz, Diğeri Sad bin Übade. Allah'ım bu ne edep Atlarının bile başı yerde... Bakın şu iki gence! İkisi de onbeşinde... Şu kısa boylu olanı Rafi' bin Hadic! Parmaklarının ucuna basıyor ki Boyu uzun görünsün! İyi ok attığı söylenince İzin veriyor efendimiz. Diğer gençse Semüre bin Cündüp... Ağlayarak peygamberinin yanına gidiyor. Ya rasulallah! diyor, Rafi'ye izin verdiniz. Bana niye izin yok? Ben rafi'yi güreşte yeniyorum. Efendimiz tebessüm buyuruyorlar. Ve bu iki ana kuzusuna güreş tutturuyorlar. Semüre Rafi'yi yenince güreşte, Fahr-i kainat ona da izin veriyor. Günlerden cumartesi... Uhud'a gelenler var. İşte Ayneyn Tepesi-Okçular Tepesi- Başlarında Abdullah bin Cübeyr Sultanı dinliyorlar. Düşmanı yendiğimzi görsenizde Size haber vermedikçe, adam göndermedikçe Yerlerinizden ASLA ayrılmayın! Kuşların cesetlerimizi kapıştıklarını görseniz dahi Ben size adam göndermedikçe Yerlerinizden asla ayrılmayın! İki ordu da hazır... İki ordu da harp nizamında... Ve Uhud'un kalp atışları dışında yeryüzü nefes bile almıyor! Sessizliği bozan Kureyş'in Sancaktarı'dır. Söylediği her söz küfür kokulu... Benimle çarpışmaya er meydanına kim çıkar! Bu bir meydan okumadır. Cevapsa bir çift ayak sesi... Gözler Uhud toprağında yürüyen bu ayaklarda... Kime ait bu adımlar ki bastığı toprak 'ALLAH' diyor! Ve Esedullah namıyla Hz. Ali(R.A.) yürüyor. Birkaç saniye, bir tek hamle... ALLAH'ın(C.C.) Arslanı dimdik ayakta Kureyş'in sancağı ise yerde... Ardından bir başkası yükseltiyor sancağı Ama bilmiyor ki bu defa kim var Uhud meydanında Gökyüzünde yıldırımlar Yeryüzünde Hamza var. Asıl şimdi başladı Uhud'un türküsü. Tam üç katı düşmanla Peygamber(A.S.M) ordusu Göz göze ve diş dişe. Uhud'da yiğitler var. İşte: Ebu Lücane... Kılıcın üzerinde bir yazı Korkaklıkta ar İlerlemekte şeref var! İşte: Musab bin Umeyr... Zırhını giyinince Nasılda Peygamber'e(A.S.M.) benziyor. Ve döne döne savaşan Hz. Hamza... Ben Allah'ın(C.C.) Arslanı'yım diyor! Ebu Katade'ye bakın. Bakın bir ok fırlıyor müşrik yayından Bir havayı yara yara geliyor. Hedefte Rasulullah(A.S.M.) var. İşte: Ebu Katade... Okun Fahr-i Kainat'a(A.S.M) doğru gittiğini görünce ALLAH'ı(C.C.) andı önce Ve uzattı başını! Ok Katade'nin gözüne saplandı. Uhud'da yiğitler var... Şirk ordusunu bozguna uğratan... Ömer bin Hattab'a bakın Gözleri çakmak çakmak... Ama telaş var yüzünde Hz. Ömer'in(R.A.) Bu ne hal ey Ömer... Düşman hüsran yaşarken Zafer kaznılmışken Bu ne hal ey koca Ömer! Niçin okçular tepesine bakıyorsun? Neler oluyor orda? Niye iniyor okçular Ayneyn Tepesi'nden? Allah Rasulü(A.S.M) haber vermeden niye iniyorlar? Ey Abdullah bin Cübeyr! Durdursana okçuları! Durun, Allah(C.C.) aşkına durun! Arkanızdan düşman geliyor, inmeyin yerinizden. Sahabe sendeliyor inmeyin yerinizden. Kainat yalvarıyor inmeyin! Sultanlar Sultanı'nı(A.S.M) incitecekler, inmeyin! Peygamber(A.S.M) ordusu iki ateş arasında... Efendimizin(A.S.M) etrafında on beş sahabe... Bakın, mübarek elleri Rasulullah'ın(A.S.M.) Yüzüne kapanıyor! Kainatın affı için semaya kalkan eller Şimdi kan içinde! Yetiş Ey Ebu Ubeyde! Nur saçan yüz kan içinde! Zaman donuyor sanki, Ve dudaklarının arasından birşey düşüyor. Kıpkırmızı bir yakut gibi Peygamberin(A.S.M.) mübarek dişi! Uhud Dağı'nı bir titreme alıyor. Zaman donuyor sanki, Ve gökler yırtılıyor! Uhud Dağı'nı bir titreme alıyor! Kimse Uhud'a ilişmesin. Çünkü bir ses geliyor altı yerden! Muhammed'in(A.S.M.) dişi yere düşmesin! Ve Cibril-i Emin yaratıldığı günden beri, En hızlı inişiyle iniyor! Çünkü altı yönden bir ses geliyor! Yere düşmesin Muhammed'in(A.S.M.) dişi! Kara bulutlar çöktü Uhud'a! Bir ses ortalığı velveleye verdi: Muhammed(A.S.M.) öldürüldü! Muhammed(A.S.M.) öldürüldü! 'Eğer O(A.S.M.) öldürüldüyse ben niye yaşıyorum! ' Diyen Enes bin Nad atıdı küfrün alevleri arasına! Artık yaşlı gözler Sevgili'yi(A.S.M.) arıyor. Kab bin Malik Hz. sesi duyuldu: 'Rasuluh(A.S.M) yaşıyor, Allah(C.C.) 'ın Rasulü(A.S.M.) yaşıyor, Onu(A.S.M.) miğferinin arasından ışıl ışıl parlayan gözlerinden tanıdım. Habibullah(A.S.M.) yaşıyor. Onu(A.S.M.) şefkat dolu gözlerinden tanıdım.' Ashab-ı Güzin'in sevincine bir bakın! Uhud'un sevincine bir bakın! Hz.Hamza duydu ya bu yeter! Rasulullah(A.S.M.) yaşıyor ya bu yeter! Yine daldı Hamza Kureyş'in dalgalarına! Ama savaşırken bir ara sendeledi Hamza. Ve boşlukta bir mızrak belirdi. Ey Hamza! Uhud'u her anışımızda kaç mü'min girmek ister mızrakla senin arana? Kaç mü'min keşke ben öleydim, keşke mızrak benim sineme saplansaydı der? Ama Şehidlerin Seyyidi sensin! Şehidlerin Efendisi sensin! Uhud'da şehidler var... Şehidlerin Seyyidi Hamza var Uhud'da! Rasul-i Zişan'ın(A.S.M.) gözlerinden boşalan yaş, Hamza'yı yıkar gibiydi! Fahr-i Kainat(A.S.M.) hiç bu kadar elem duymamıştı! Hiç bu kadar üzülmemişti! Ve amcasına hiç böyle seslenmemişti: 'Ey Rasulullah'ın(A.S.M) amcası Hamza; Ey Allah(C.C.) 'ın ve Rasulü'nün(A.S.M) Arslanı Hamza; Ey hayırlar işleyen Hamza; Ey Rasulullah'a(A.S.M) koruyucu olan Hamza; Allah(C.C.) sana rahmet etsin! Eğer senden sonra yas tutmak gerekseydi; Sevinmeyi bırakıp sana yas tutardım! ' Ve bir ayet yankılanıyor Ahzab dağında: (Bismillahirrahmanirrahim-Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla!) 'Mü'minlerden öyle yiğitler vardır ki, Onlar Allah(C.C.) 'a verdikleri sözde sadakat gösterdiler. Onlardan bazıları şehid oluncaya kadar çarpışacağına dair yaptığı adağını yerine getirdi. Kimisi de şehid olmayı bekliyor. Onlar verdikleri sözü asla değiştirmediler.'