Vahdettin krizi Keşan ilçesini karıştırdı Murat SAVAŞ-Gökhan YUMUŞAK/SABAH Kompozisyonda Vahdettin'e "hain" diyen öğrencinin ceza almaması için öğretmeni, başka öğrenciden Ben yazdım" demesini istemiş.. Edirne'nin Keşan ilçesindeki kompozisyon yarışmasında ikinci olan öğrencinin Vahdettin'den "hain" diye bahsetmesi; bir yerel gazetecinin de "Ödül istiyorsan ecdadına küfret" diye yazı yazması üzerine kaymakamlığın başlattığı soruşturma ilçeyi karıştırdı. Keşan İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü, geçtiğimiz ay Cumhuriyet'in 84. yıldönümü nedeniyle ilköğretim okulları arasında bir kompozisyon yarışması düzenledi. Müdürlük ayrıca torpil olmaması için öğrencilerden kompozisyonlarda kendi isimleri yerine mahreç kullanmalarını istedi. Türkçe öğretmenlerinden oluşan 7 kişilik seçici kurul sonuçları açıkladığında, "Yekta Baydar İlköğretim Okulu 5 sınıfında öğrenim gören ve "Güneş" mahrecini kullanan bir öğrencinin "Cumhuriyet gelince" başlıklı kompozisyonu ikincilik ödülünü aldı. Bu arada dereceye giren kompozisyonlar yerel gazetelerde de yayınlandı. Bu kompozisyonları okuyan yerel Keşan Medya Gazetesi Köşe Yazarı Mustafa Kabakçılı, ikinci olan kompozisyonda öğrencinin son padişah Vahdettin'in ismini kullanmadan "Hain" diye bahsetmesine kızarak, "Ödül istiyorsan ecdadına küfret" başlığıyla bir yazı yazdı. ÖĞRETMENİN EŞİ ASTSUBAY Bunun üzerine kaymakamlık soruşturma açtı. Olayla ilgili görevlendirilen milli eğitim müfettişleri seçici kurulu oluşturan 7 öğretmen hakkında soruşturma başlatırken, okula da gidip öğrencinin kim olduğunu tespit etmek istedi. Bu arada iddiaya göre eşi astsubay olan okulun Türkçe öğretmeni soruşturmayı öğrenince babası subay olan kompozisyonu yazan İ. Ö.'nün ceza almasını önlemek için başka bir kız öğrenciden "Kompozisyonu ben yazdım" demesini istedi. Kız öğrenci de müfettişlere önce kompozisyonu kendisinin yazdığını söyledi. Ancak iddiaya göre olayın ciddiyeti anlayınca, gerçeği itiraf ederek, kompozisyonu aslında İ. Ö.'nün yazdığını, Türkçe öğretmeninin İ. Ö. ceza almasın diye kompozisyonu kendisinin yazdığını söylemesini istediğini anlattı. Bunun üzerine soruşturma kapsamına İ. Ö. İle Türkçe öğretmeni de dahil edildi. Keşan Kaymakamı Abdülkadir Karataş, soruşturma açtıklarını doğrulayarak, konuşmaktan kaçındı. Edirne Valisi Nusret Miroğlu ise müfettiş görevlendirildiğini belirterek şunları söyledi: "O cümleler, o yaştaki bir çocuğun kuracağı cümleler değil. Soruşturma sonunda tam olarak neyin olduğunu anlayacağız" dedi. Ders kitabının yazarı 'Hain' dedi EDİRNE'DE yaşanan olay "Vahdettin hain mi değil mi?" tartışmasını yeniden başlattı. Yıllardır tartışılan bu konuyla ilgili en çarpıcı açıklamayı ilköğretim okullarında okutulan İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük kitabının yazarlarından Güler Şenünver yaptı. Şenünver şunları söyledi: "İngilizlerle işbirliği yapmış daha ne yapacak. Anadolu'da isyanlar çıkmasına neden olmuş. Kuvayi Milliye'ye karşı savaşmış. Kitaba hain yazmadık ama 40 sene hain olduğunu okuttum. Bence hain" Milli Eğitim Bakanlığı'nda müfredatın hazırlanmasından sorumlu Talim ve Terbiye Kurulu Başkanı Prof. Dr. İrfan Erdoğan ise konuya ılımlı yaklaştı: "Programlarda tarihi konularda yönlendirmeci ve dayatmacı yaklaşımdan kaçınmaya çalışıyoruz. Tarihi olaylarla kişilerle ilgili tek doğru bu şekilde saptama yapmak tarih öğretmenin özüne aykırıdır." Nutuk'ta "soysuz, alçak" VAHDETTİN ile ilgili olarak Atatürk, Nutuk'ta şu ifadeleri kullanıyor: "Saltanat ve hilafet makamında oturan Vahdettin soysuzlaşmış, şahsını ve bir de tahtını koruyabileceğini hayal ettiği alçakça tedbirler araştırmakta. Damat Ferit Paşa'nın başkanlığındaki hükûmet aciz, haysiyetsiz ve korkak.' Ders kitapların da ise Damat Ferit'le, Vahdettin'in farklı düşündüğü, gerçekte Vahdettin'in değil Damat Ferit'in İngilizlerle işbirliği yaptığı bilgisine yer veriliyor. Tarihçiler: Kolay kolay çözülemez PADİŞAH "hain" diyen kompozisyona ödül veren seçici kuruldaki öğretmenler hakkında soruşturma açılması tarihçiler tarafından anlamsız bulundu. Tarihçilerin görüşleri şöyle: * Prof. Dr. Cemil Koçak: (Sabancı Üniversitesi Öğretim Üyesi) "Kompozisyonu yazan çocuk ona öğretileni ve ondan bekleneni yazmış. Yalnızca Vahdettin değil, Çerkez Ethem, Kazım Karabekir gibi milli mücadele sırasında ve sonrasında siyasi misyonu bulunan pek çok isim için benzer bir durum söz konusu. Türkiye'nin bu isimleri hem kendi tarihinin bir parçası olarak sahiplenmesi, hem de milli mücadelede zaman zaman farklı konumlarda yer aldıkları için inkar etmesi kolay çözülebilecek bir sorun değil." * Prof. İlber Ortaylı: (Galatasaray Üniversitesi Öğretim Üyesi) "Vahdettin'in hain olup olmadığı tarihçiler arasında tartışılır elbette. Ancak bu ülkenin resmi görüşü, resmi kitaplar da yazanı, öğretileni de bellidir. Öğrenciye de, öğretmene de öğretilen Türk resmi tarihindeki bilgilerdir. O öğretmenlere soruşturma açmak Milli Eğitim Bakanlığı'nın resmi tarihiyle karşı karşıya gelmesidir. Ortalığı karıştırmak, 'hain' diyenleri etiketlemekten başka bir şey değildir. Devlet sorumluluğu ile hareket edilmiyor. Bu 'Vahdettin'in hain miydi, değil miydi?' tartışması değildir. Bizim ne dediğimiz zaten bellidir. Milli Eğitim Bakanlığı bu tür tartışmalara girip, soruşturmalar açarak ciddi olmaktan çıkmıştır. Mareşal Fevzi (Çakmak) Paşa'nın sırrı Fevzi Paşa... bu ifşayı, refikasi Fitnat hanıma söyle açıklamıstır: «Fitnat. Öyle birşey biliyorum ki ortaya çıkıp söylememe bugüne kadarki tutumumuz ve davranışlarımız müsait değil. Mecburum, bu sırrı kendimle beraber mezara götürmeğe» Ve işte Mareşalin senelerce sakladığı büyük sır kı, Sultan Vahdettin'in vatansever bir insan olduğunu ve kurtuluşu (İstiklal savaşının kazanılması) Anadolu'da gördüğünü apaçık göstermektedir. Dinleyelim Fevzi Paşayı: «Mütareke senesinde, bir Cuma selamlığından sonra Sultan Vahdettin beni huzuruna kabul etti. "Paşa, dedi. Durumu görüyorsunuz. Bu işler anca Anadolu'da teşkilatlanarak kurtarılabilir. Bana Anadolu'da teşkilat kuracak, memleketi şu karanlık durumdan kurtarabilecek Paşaların bir listesini yapıp getirin." Ertesi Cuma, yine selamlıktan sonra huzuruna girip hazırladığım listeyi verdim. Dikkatle okuduktan sonra, bir müddet sustu. sonra yarı kapalı gözleriyle ağır ağır, tane tane konuşmaya başladı: "Paşa, Mustafa Kemal Paşa hırsız mıdır" "Haşa Padişahım" "Bir namuzsuzluğu, ahlaksızlığı var mıdır ?" "Haşa Padişahım" "Beceriksiz ve kabiliyetsiz midir?" "Hayır efendim. O hepimizden bilgili, kabiliyetli ve dinamiktir" "O halde bu listeye niçin onun adını yazmadınız?.." Hiç düşünmeden cevap verdim: "Padişahım, Mustafa Kemal Paşa yenilik, bilhassa öteden beri Cumhuriyet taraftarıdır" Padişah elindeki kağıdı atar gibi masanın üzerine bıraktı...Ayaga kalkıp pencereye döndü. Limanda demirli İtilaf devletleri (Ingiliz, Fransız, Italyan, Yunan) gemilerini göstererek: "Paşa, Paşa...Bu gemileri görmek kanıma dokunuyor. Bu memleket kurtulsun da isterse Cumhuriyet olsun... Kendine selamla birlikte tebliğ ediniz, haftaya Cuma günü Mustafa Kemal Paşa'yi göreceğim » KAYNAK: Tercüman, 10.04.1976 Kaynak: Vehbi Vakkasoglu, Son Bozgun, cilt: 1, S. 134-135, Timas, Istanbul, 1990 Ayrıca bu konuda bizzat kendimin tarafından Başbakanlık Osmanlı Arşivi'nde gördüğüm bir belgede, Mustafa Kemal Paşa'nın Vahdettin tarafından Anadolu'ya gönderildiği ve gönderilirken bir miktar (miktarını şimdi hatırlamıyorum) para verildiği yazıyordu. Maalesef bu belgenin fotokopisini aldığım halde, kaybettim. Tekrar İstanbul'a gitmek nasip olursa, o zaman almayı planlıyorum. Ancak bunun bir benzeri bir başka sitede yayımlanmıştı. Eğer onu bulabilirsem buraya orjinelinin fotokopisi Osmanlıca belgeyi koyarım.
saol
Tek arzum var hayatta Huzur istiyorum yaşadıkça Sözlerim anlayana Hep anlatsamda gücüm kendime yetiyor ne fayda Bir GÖLGEyim ancak Kötülükten hep kaçacak İyiliği sona kadar kovalayacak
ilknur-onur-can
sağol...