Bizim Gazete Şu umuda bakın Ekmek yerine Gazete almış Gün ışımadan Çevirir sayfaları Haberler Sıcak mı sıcak Oysa Epeyce olmuş Kaynağından düşeli Bu tutku Sende olduktan sonra Buzdağını bile eritirsin Çevrilir sayfalar Her dilden Rojbaş şehitler sayfası! Şarkım Karanfilde Kalsın Abdullah Karabağ
Bu Yürek Aşılmaz Bu Beyin Satılmaz Bugün 24 eylül 2006, pazar, saatim 18’dir. Halkoylamasıyla bir ajan ve ihbarcılaştırma yasası yürürlükten kaldırıldı. Şiirimde mevzilenen felsefem benden önemli, halkları severim, iradelerine saygı duyarım; Yeni yasanın ne olduğu, uygulamaları ele verecek, bekleyeceğiz, önyargısız iyimserim. Siyasi nedenlerle memleketten ayrıldım, Bu güzel ülkeye iltica etmek zorunda kaldım. Orada maruz kaldığım üzre, farklı yöntemlerle düşürülme, ihbarcılaştırma dayatılıyor; bunları, memleketteyken de boşa çıkarmıştım. İtham ediyorum: üst kurumlarla koordineli bir biçimde, bir plan dahilinde çalışıyorlar. Seevorstadt 71, villa stock 2, zimmer 5’te, sıradan bir temizlik işçisi, yani proleterim. Üst katta bir mutfak işçisi, aynı işyerinden, ağır hapis yatmış adam öldürmekten. Belki memleketinde mert birisi bilinirdi, burada fena halde düşürülmüş, sicili kanlıdır. İki dillidir; türkçe’siyle konsoloslukta, ham almanca’sıyla da kanton güvenliğinde; baba ve oğul, bir aile, acayip emekleniyorlar: Alım-satım konusudur sınıf bilinçli işçiliğim! Bel ağrılarım, yürüyen komplodan daha sinsi, dinecekler; yüreği ve beyni zapt edilemeyenim, Ve kadın kartıyla kiralanacak sağımdaki oda. Gelenin dişilik denemeleri beş para etmeyince diğer yemlik frau/kadın, fräulein/kız’larınki gibi; Akıldan, fikirden raporlu kılınarak işten atılacak, demek önemliymişim: sıradan bir temizlik işçisi! Masadaki komplo devam ediyor dallanarak: Çağrılıyorum işyeri şefi tarafından güvenliğe; birileri dövülmüş, memleketlimmiş, ifadeye! Birileri telefon etmiş yıllar önce bir kentten, yüreğini, beynini satmayan saf adam, ifadeye! Yine bir Kürt tehdit edilmiş, yıllar önceymiş, terki gelmiş ve dönmüş ülkesine, mahkemeye! İddianame, yargılamalar, takipsizlik ve beraat... Bir esnaf sakallı bulmuşum, kanton değiştirmişim. Ve güvensiz güvenlik cezalandırıyor bir yazıyla: Şöyle miydi (aşağıda açık kimliği belirtilen kişi... “pas tranquille/sakin değil”, “dangereux/tehlikeli” fişlenir-güvenlik güçleriyle işbirliğini kabul etmiyor- O halde hastadır, “Kamuoyuna” isimli mektubuyla, bir gazeteye faksladığı açıklaması tam bir çılgınlıktır; “deli” ilan edilmesi kaçınılmazdır, mahkeme aklar ama güvensiz güvenlik aklamaz) “sacrifié/kurban? ” Camiliyim, kiliseliyim, havralıyım, cemeviliyim... Solcudur, sağcıdır... her şeydedir: be hey, ozanım! Ve komplo genişleyince yakın çevremi de kapsar; basit, yoksul bir yaşama mahkûm ediliyorum. Tarihi, bir şairin doğum tarihidir: 30 Mayıs 1994 ve “Kamuoyuna”nın son cümlelerini alıyorum: Şahsıma yönelik bakış açınız-ihbarcılaştırıp bir piyon gibi kullanmak- sürerse kendimi yakacağım, Yanan ben değil, ülke itibarınız olacaktır. Yaşasın insanlık onuru! Tartıya Kalan Düşler Abdullah Karabağ
Buz Balesi Zamanötesi işten zamanaşımına uğramıştı sevgi Hastalanmıştı aşk virüsü Katılmasaydı buz balesine Görmeseydi paten fırtınasını Duymasıydı balerin çekişmesini Hastalanmayacaktı aşk virüsü Çağın yatalığıydı sevgisi Sonunda hekimi atladı eczanenin kapısını çaldı –Hastayım dedi sevgiye uyar ilacınız var mı –Benim dedi Eczacı Sevgi ellisinde el değmemiş ellime –Siz hiç âşık olmadınız mı –Hem de nasıl –Kime –Kendime kendimi bildim bileli –Sevgi’yi öldürmüşsünüz dedi (kaçmalı) Oracıkta koşumlandı aşk virüsü. Yıldız Dalı Yasaklı Gönül Abdullah Karabağ
Büyük Duruşma Açma dosyamı ey saltanatı büyük yargıç Açarsan yerime sen yargılanırsın Öyle bir insanlık gemisiyim ki Uğradığım her limanda sadece Ona uygun değerler yüklenirim Geniş bir alanda yapılacak duruşması Bir zaman sonra yeşil alan olacak orası Anıtsal bir yapı dikilecek ortasına Ve çevresinde tapınaklar halkası Düşünce ve inançların kardeşlik bahçesi Yani halkların ve renklerin kaynaşması Açma dosyamı ey saltanatı büyük yargıç Açarsan yerime sen yargılanırsın Yüreğim öyle bir yürektir ki İnsanüstü sevgi bilincine sahip Nerede ne zaman olacak bilmiyorum Ama sezinliyorum görmüş gibiyim Hatta tanrıtanımazlar da gelecek Onların anıtlarına da yer verilecek Açma dosyamı ey saltanatı büyük yargıç Açarsan yerime bir dünya yargılanır Dünyalıyım coğrafyam silahlıdır Varlık içinde yokluk kuşanırım Nerede ne zaman olacak bilmiyorum Ama içime doğuyor ve çağrılıyorum Gelin birlikte varalım bir kimsenin duruşmasına Özgeçmişimizden başlayarak perdeyi aralayalım. Yıldız Dalı Yasaklı Gönül Abdullah Karabağ
Büyük Servetli Yalnızlık -İsmim servet’tir, dedi yanıt, her iki dünyada da beni yalnız bırakmayacak tek servetimdir: Bu da yalnızlıktır, onu hiçbir şeyle, hiçbir kimseyle paylaşamam! -Kimsin, necisin, dedi soru? -İsmim servet değil, dedi yanıt, yalnızlığı servet sayılan bir kimse veya bir şeyim. -İki dünyalı mısın, dedi soru? -Hayır, dedi yanıt birini tütün, birini çakmak ettim; ikisi de cebimde, kullanmıyorum, boşluyorum. -Niçin, dedi soru? -Birbirini boşamışlar, dedi yanıt, ben de onları boşluyorum. -Kazancın nedir bu işte, dedi meraklı son soru? -Servetli yalnızlıktır! dedi hazır son yanıt. Tartıya Kalan Düşler Abdullah Karabağ
Carica Kuşları Banyan ağacıyım Ganj’ın şivesinde Şiva’daki dansı bindallı Carica kuşları uçurdum İndus göğüne Keşmirli Afgan kampları Aynı memeyi paylaşırız bebeleriyle Banyan Ağacıyım Ganj’ın eğiminde Sarkıtları savatlı bindallı Carica kuşları uçurdum Hazar’ı aşa Aynı yazgıyı paylaşırız Tuşfa’da Sancısı sılama yansır Banyan ağacıyım sarinin ebrusunda Carica kuşları uçurdum Kâbil’e kavuşa Aynı yıkımı paylaşırız Bamyan’da Yankısı zemzeme yansır Kâbe’nin de kâbe’si insandır barışta uzlaşa. Yıldız Dalı Yasaklı Gönül Abdullah Karabağ
Celio Piazza Hewa sar e Li bin sifirê Pênc pîle ne Ji me re bûn nivîn Betonê cemidî Bayê bi tenî Ew şevan sir veşêr in Zîl dide jiyan nû ve Qiza min Betaniyê li xwe bipêçe Dîrok ristin Ne bi hêsan e mîna nivîsînê Neyar dicirifin Li ber dengvedana me Birçibûnê de Roj bûn neh Yanî qasî temena te Qiza min Hêvî li Romayê Şaristaniya kevnar Amor û Neron Dek û dûbare Gef û lîstik Herdem hene Hinek dibêjin Spartaqûsê nûjen Garîbaldî Ser seran Ser çavan Leyl im bi lîlandin Xebatkar in Giyana xwe geş dikin Ev meydan Celio Piazza ye Ne cihê toraniyan e Dergûşa çalakiyan e Raperîn ji me Şayesîn li wan Wê binivîsînin Kurdistan Piazza Nexwe xeman Gelek Dîno hene Berxwe bide qîza min Girêdan û vekirina rojê Bi dest me ye. Sewta Berbangê Abdullah Karabağ
Cendere Ben bir burcum Burçtayım canlı cendere som kapı iki mazgal Kapım hatalarından arınan karınca felsefesine açık Mazgalın biri inançlara sarkar diğeri doğuran/doğurgana yaratılıştan günümüzü kadar Ama insanı solurum burcundan anlarsan ben buyum. Lacivert Oyalar Abdullah Karabağ
Composez Vous le Chant de Bonheurs Composez vous le chant des bonheurs, compositeur, Pour les séances prodiguées de promesses périmées! Les poussières du passé par les offres de sollicitudes Et un canari jaune, au défilé défini des simultanéités. Composez vous le chant des cinq sens, compositeur, Se fumiger, les tiges de la fumigation de musicalité! Les odyssées des versifications �* numériser les sons Et une violette odorante, au récital des prémonitions. Un grillon ne peut interpréter le chant des lampyres! Les plaintes des ferveurs du sang et d’os de ma chair Composez vous le chant de mon repos, compositeur, Un pianiste ne peut pas jouer le chant de mon coeur! Boucles de Canicule Abdullah Karabağ
Çend Sal Derbas Bûn Ji Pê Wê Ve Çend sal derbas bûne ji pê wê ve, wey koçberê! Dînek bû an jî ne dîn bû, dîna we belawatê bûbû. Qîzek bû, bi çavên avşîn, perçema mîna têlkarî, Zîrek bû, her roj holik çêdikir bi rûyên kelegirî, Bi xeydî; bi kevr û daran xan û xerabe şên dikir Li şûn malan, pêş malan, li cihên hemberî wan, Ku malxeraba xwe, tilîfiriya xwe tê de kar bike. Sêwîyek bû, ne bi ecelên emrên dê û bavên xwe. Kul, deriyên derdan in, dilfirîn xurîniyên wan in, Çawa bike qîza sêwiya warxweşê, pê wê xopanê Ku mal xera kirin, bax û bîstan, erd rakirin, birin, Bira û xwişk birin, kar û berxik birin, ji can kirin. Dûmanek hêl dide bi germiyeka hişk ji berwaran, Careke din, war bona xerakirinê nayên ava kirin! Dîwar lê dikir li ser dîwêr, holik rêz dibûn pê hev. Sewta Berbangê Abdullah Karabağ